a. Son arzuları anlatma
4. Sözlü vasiyet
a. Son arzuları anlatma
Madde 539 - Mirasbırakan; yakın ölüm tehlikesi, ulaşımın kesilmesi, hastalık, savaş gibi olağanüstü durumlar yüzünden resmî veya el yazılı vasiyetname yapamıyorsa, sözlü vasiyet yoluna başvurabilir.
Bunun için mirasbırakan, son arzularını iki tanığa anlatır ve onlara bu beyanına uygun bir vasiyetname yazmaları veya yazdırmaları görevini yükler.
Resmî vasiyetname düzenlenmesinde okur yazar olma koşulu dışında, tanıklara ilişkin yasaklar, sözlü vasiyetteki tanıklar için de geçerlidir.
I-) Yargı Kararları:
1-) Y. 7. HD, T: 24.05.2023, E: 2022/1481, K: 2023/2792:
“… I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müteveffa ... tarafından sözlü olarak düzenlenen ve tanıklar tarafından tutanağa bağlanan sözlü vasiyetname ile tüm malvarlığının davalı vakfa vasiyet edildiğini, 01.07.2014 (Salı) saat 20.00’de tutanağa bağlanan vasiyetnamenin 03.07.2014 (Perşembe) tarihinde mahkemeye gönderildiğini, murisin tek mirasçısının .... ve..... oğlu.....olduğunu, murisin 1925 doğumlu olup 02.07.2014 tarihinde vefat ettiğini, yasal mirasçıya ulaşılamadığından defterdarın İstanbul Anadolu 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/832 Esas sayılı kararıyla kayyum tayin edildiğini, vasiyetnamenin İstanbul Anadolu 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/734 Esas, 2015/613 Karar sayılı dosyasında açılıp okunduğunu, davaya konu vasiyet tanıklarının müteveffanın tedavi gördüğü sağlık kurulunun en yetkili yöneticisi gözetimde belge düzenlemediklerini, bu durumun vasiyetnamenin iptal sebebi olduğunu, ayrıca murisin 89 yaşında iken düzenlenen vasiyetnamesinde tasarruf ehliyeti ve ayırt etme gücünün tespiti gerektiğini, akli melekelerinin yerinde olup olmadığının araştırılması ve sözlü vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözlü vasiyetnamenin şekle uygun yapıldığını, vasiyetçinin aklı başında olup, uzun süredir davalı vakfın huzurevinde kaldığını, sağlık sorunları nedeniyle hastane bölümüne nakledildiğini, vasiyetçinin yanına çağırdığı arkadaşı tanıklarına sözlü vasiyetini bildirdiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile vasiyet tarihinde vasiyetçinin temyiz kudretine sahip olduğu ve sözlü vasiyette bulunma ehliyetinin bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
…
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözlü vasiyetnamenin de şekle uygun düzenlendiğinin belirlendiği, davacı tarafın iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
…
3. Değerlendirme
1. Somut olayda vasiyetçi ... kızı 1925 doğumlu ...’ın yıllardan beri davalı Vakfa ait huzur evinde kaldığı, tüm bakımının davalı Vakıf tarafından karşılandığı, 01.07.2014 tarihinde davalı vakfa ait hastanede tedavi görmekte iken iki tanık huzurunda sözlü vasiyette bulunduğu, sözlü vasiyetin tanıklar tarafından tutanağa geçirildiği, vasiyet edenin 02.07.2014 tarihinde öldüğü, sözlü vasiyetnamenin 03.07.2014 tarihinde Sulh Hukuk Hakimine verildiği, sözlü vasiyet ile tüm mal varlığını davalı vakfa bıraktığı, Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun 09.12.2020 tarih 6627 numarası kurul raporu ile sözlü vasiyetname yaptığı tarihte fiil ehliyetine sahip olduğu anlaşılmaktadır.
2. O halde dava konusu vasiyetin içeriğinden vasiyet edenin kımıldayacak durumunun olmadığı, tedavi gördüğü hastanenin ulaşım sıkıntısı olmayan merkezi bir konumda yer aldığı ve tıbbın geldiği nokta dikkate alındığında vasiyet eden hayatta iken noterin de katılımıyla resmi vasiyetname düzenlenebileceği, dolayısıyla sözlü vasiyetnameye başvurulmasının esas şartı olan olağanüstü halin gerçekleşmediği anlaşılmaktadır.
3. Mahkemece sözlü vasiyetname düzenleme şartlarının somut olayda oluşmadığı göz önüne alınarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
…
KARŞI OY
…
1. Davanın temelinde vasiyetçinin sözlü vasiyet türüne başvurması için gerekli olan olağanüstü sebep ve başka bir vasiyetname türüne başvurma imkanının söz konusu olmaması şartlarının dava konusu olayda gerçekleşip gerçekleşmediği bulunmaktadır.
2. 21.03.1925 doğumlu ... 01.07.2014 tarihinde ’’karın ağrısı, bulantı, kusma’’ şikayetleri ile ..... Ermeni Hastanesine yatışının yapıldığı, genel durumunun orta, kötü olarak belirlendiği, 02.07.2014 tarihinde durumunun ağırlaştığı saat 05.40’da ’’serebral emboli’’ sebebiyle öldüğü anlaşılmaktadır.
3. 01.07.2014 tarihi saat 17.30 sıralarında yakın arkadaşları olan ... ve ...’ın vasiyetçinin yanına gittikleri, ...’nin tamamen bilinçli bir şekilde sözlü vasiyetname yapmak istediğini bildirdiği, tanıkların ...’nin beyan ettikleri hususları kağıda döktükleri, her ikisi tarafından dökümanın imzalandığı ve 03.07.2014 tarihinde sulh hakimine teslim edildiği belirlenmiştir.
4. Sözlü vasiyetnamenin geçerliliği bakımından önemli olan sözlü vasiyetnamenin yapıldığı sırada vasiyetçi de vasiyetname yapma iradesinin bulunması, sözlü vasiyetname yapılmasını sağlayan olağanüstü koşulların sözlü vasiyetnamenin yapıldığı esnada bulunması ve başka bir ölüme bağlı tasarruf başvurma imkanın olmaması gerekmektedir.
5. Somut olayda yakın ölüm tehlikesi söz konusu olup, yakın ölüm tehlikesine yol açan sebebin daha önce var olan bir hastalık sebebiyle veya mevcut bir hastalığın ilerlemesi nedeniyle ya da yavaş ilerleyen bir hastalık nedeniyle ortaya çıkması bir önem taşımamaktadır. Yakın ölüm tehlikesinin gerçekten söz konusu olduğu ...’nin ölüme bağlı tasarrufu yaptıktan bir gün sonra ölmesinden de anlaşılmaktadır.
6. Aynı şekilde ...’nin 01.07.2014 tarihinde hastaneye yatırılırken ki genel durumunun ’’orta, kötü’’ olarak belirtildiği ve vasiyetnamenin içeriğinden ...’nin ’’yatakta bitap şekilde yattığı, kımıldayacak mecalinin olmadığı’’ anlaşılmaktadır. Tanıkların hastaneye mesai saatinin bitiminden sonra saat 17.30 ’da ulaştıkları, vasiyetnamenin saat 20.00’da kaleme alındığı ve ...’nin 02.07.2014 tarihinde saat 05.30’da öldüğü göz önüne alındığında ...’nin ya da tanıkların başka bir ölüme bağlı tasarrufa başvurma imkanının olmadığının kabulü gerekmektedir.
7. Yukarıda açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının ’’davanın reddi’’ kararı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin ’’davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine’’ dair kararının onanması gerektiği kanaatinde bulunmakla, sayın çoğunluğun kararına muhalifim.”
2-) Y. 2. HD, T: 29.09.1992, E: 1992/7372, K: 1992/8705:
“… Kanun sözlü vasiyetin geçerli kabul edilebilmesi için ölüm tehlikesi, ulaşımın kesilmesi, bulaşıcı hastalık, harp gibi fevkalâde bir hal içinde yapılmış olmasını şart koşmuştur. Kalp hastası olmak (Y. 2. H. D. 20.4.1965 tarihli ve 12572033 sayılı kararı), dahili bir hastalıktan hasta yatmak (Y. 2. H. D. 28.06.1965 tarihli 34693463 sayılı kararı) bu fevkalâde hallerin varlığını göstermez.
Kanunda açıklanan resmî veya el yazısı vasiyetname yapma imkânı olan hallerde fevkalâdelik yoktur (Y.H.G.K.nun 08.02.1969 tarihli 120594 sayılı; Y. 2. H. D.nin 26.03.1957 tarihli 10561602 sayılı kararları). Resmi vasiyetname yapma imkanı yokken, yazılı vasiyetname yapma imkanı varsa yine fevkalâde halin varlığı kabul edilemez. Davalı 06.03.1989 günlü cevap dilekçesinde vasiyetçi 05.06.1988 pazar günü Cenevre’ye gitmiştir. Hastadır. Bitkindir ve şahitlere hemen bir resmî vasiyet yaparak mirasını kanuni mirasçılarına bırakmak istediğini açıkça ve kesin bir şekilde belirtmiştir. Kendisine Pazar ve Pazartesi günleri Konsolosluğun kapalı olduğu, eğer isterse 07.06.1988 Salı sabahı Konsolosluğa gidip vasiyet yaptırılabileceği söylenmiştir. Müteveffa ağlıyarak son arzusunun mirasını kanuni mirasçılarına bırakmak olduğunu söylemiştir. Kendi el yazısı ile vasiyetname yapmaya çalıştığı ancak içinde bulunduğu Psikolojik şartlar ve son zamanlarda özellikle heyecanlanınca, üzülünce vaki olduğu gibi yine ellerinin titremesi sebebiyle tamamlayamamıştır. ... Bu olgunun 05.06.1988 Pazar günü otelin lobisinde oluştuğu anlaşılmaktadır. Tanık sözlerinden murisin 06.06.1988 Pazartesi günü hastalandığı ve o gün Türkiyeye dönmekte olan şahit Barlas’ın saat 11.30’da otele telefon etmesinden sonra öldüğü belirlenmıştir. Yine şahit sözlerinden murisin 05.06.1988 günü uzun süre şahitler ve diğer kişilerle görüşüp odasına çıktığı orada baldızı Madam Tula ile birlikte kaldığı belirlenmektedir. Bu olgu vasiyetçinin söylediği sözlerin fevkalâde hal içinde söyle(n)miş sözler olarak kabulüne imkan vermez. Vasiyetçinin yeni bir vasiyet yapma arzusunu izhar … etmiş olması veya bir vasiyetname taslağı hazırlaması yahut hazırlatması vasiyetin oluşması için yeterli değildir. Öte yandan murisin el yazısı ile vasiyetname düzenleme imkanından mahrum olduğunu kabule yeterli bir delil getirilmediği gibi, İsviçre makamları önünde resmî vasiyet yapma imkanının bulunmadığını gösteren bir delil de ortaya konmamıştır. "Konsolosluğun kapalı oluşu, murisin ellerinin titremesi nedeniyle yazmaya çalıştığı son arzusunu toparlayamaması" fevkalâde hal kabul edilerek hüküm kurulması doğru bulunmamıştır. …”
Not: Kararın buraya alınmayan diğer kısmı için bkz. madde 540.
II-) Türk Kanunu Medenîsi:
4– Şifahi şekil
a) Son arzular
Madde 486
Ölüm tehlikesi, münakalâtın inkıtaı, bulaşık hastalık, harp gibi fevkalâde hallerden dolayı vasiyetçi resmî veya kendi el yazısiyle vasiyetname tanzim edemez ise; vasiyetini, şifahi tarzda yapabilir.
Şifahi tarzda vasiyet, vasiyetçinin son arzularını iki şahide takrir ve takriri veçhile bir vasiyetname yazmaları veya yazdırmaları hususunu onlara tahmil etmesinden ibaretir. Resmî vasiyetlere şahadet için mevzu ehliyet şartları, işbu şahitler hakkında da caridir.
III-) Madde Gerekçesi:
Yürürlükteki Kanunun 486 ncı maddesini karşılamaktadır.
Maddenin birinci fıkrasında olağanüstü durumlar arasında yer alan “salgın hastalık” yerine sadece “hastalık” koşulu yeterli görülmüştür. Sözlü vasiyet için tek başına bu olağanüstü koşullar içinde bulunmanın yeterli olmadığı, buna ilâveten, vasiyetçinin diğer vasiyetlerden birine başvurma olanağına sahip bulunmaması arandığından, olağanüstü hâllere örnek olan hastalığın salgın bir hastalık olmasının şart olmadığı öngörülmüştür. Buna göre bir trafik kazası sonunda hastaneye kaldırılan bir kişi de, diğer vasiyetlerden birini yapma olanağına sahip değilse, sözlü vasiyet yapabilecektir.
Maddenin birinci fıkrasındaki bu değişiklik dışında, gerek birinci gerek ikinci fıkrada başka bir hüküm değişikliği yapılmamış, bu fıkralar arılaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.
Maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi kaynak Kanunun 506 ncı maddesine uygun olarak üçüncü fıkra hâline getirilmiştir.
Maddenin üçüncü fıkrasında, “tanıkların okur yazar olma koşulu”na yer verilmemiştir. Yani tanıkların okur yazar olması koşulunun sözlü vasiyette zorunlu olması uygun görülmemiştir. Çünkü Ülkemizdeki okur yazar insan sayısı ve özellikle sözlü vasiyetin olağanüstü koşullarda yapılabilen bir vasiyet olduğu göz önünde tutularak bir de tanıkların “okur yazar” olması koşulu arandığında bu vasiyetin hemen hemen hiçbir zaman yapılamaması gibi bir sonuç doğmaktadır. Bunun önlenmesi ve vasiyete işlerlik kazandırabilmek amacıyla maddede bu yönde bir değişiklik yapılmıştır. Öte yandan tanıkların okur yazar olması önemli görülmemiştir. Zira tanıklar vasiyetçinin son arzularını her durumda mahkemeye ulaştırmakla yükümlü bulunmaktadırlar. Bu durumda bunların okur yazar olmaları çok önemli bir etki göstermemektedir.
IV-) Kaynak İsviçre Medenî Kanunu:
1-) ZGB:
4. Mündliche Verfügung
a. Verfügung
Art. 506
1 Ist der Erblasser infolge ausserordentlicher Umstände, wie nahe Todesgefahr, Verkehrssperre, Epidemien oder Kriegsereignisse verhindert, sich einer der andern Errichtungsformen zu bedienen, so ist er befugt, eine mündliche letztwillige Verfügung zu errichten.
2 Zu diesem Zwecke hat er seinen letzten Willen vor zwei Zeugen zu erklären und sie zu beauftragen, seiner Verfügung die nötige Beurkundung zu verschaffen.
3 Für die Zeugen gelten die gleichen Ausschliessungsvorschriften wie bei der öffentlichen Verfügung.
2-) CCS:
4. Forme orale
a. Les dernières dispositions
Art. 506
1 Le testament peut être fait en la forme orale, lorsque, par suite de circonstances extraordinaires, le disposant est empêché de tester dans une autre forme; ainsi, en cas de danger de mort imminent, de communications interceptées, d’épidémie ou de guerre.
2 Le testateur déclare ses dernières volontés à deux témoins, qu’il charge d’en dresser ou faire dresser acte.
3 Les causes d’incapacité des témoins sont les mêmes que pour le testament public.